95' kışıydı. Paltomun derin ve geniş cebine tıktığım şarabın sonunu getirmek üzereydim. Tedirgindim.
Hem de iki kere. İlkin şarabım bitiyordu ; ayrıca ayıktım, tüm olan biteni farkındayım.
Pis bir yağmur bastırmıştı. Sığınacak bir yer ararken, zemin katta bir daireden deliliğin eşiğinde çığlıklar duydum; yaklaştım. Anırtıların geldiği pencerenin açık olduğunu gördüm, dikizlemeye başladım.
İçeride üç herif ileri geri sallanıp, akla hayale gelmeyecek bin türlü şekilde anırıyorlardı.
Şaşırdım, biraz daha sokuldum pencereye. Beni görmediler ama bir tanesi elime bir şişe ucuz şarap tutuşturdu. Bir büyük yudum yuvarlayıp izlemeye devam ettim. Bağırıyorlar, şarkı söylüyorlar, deli gibi ileri geri sallanıyorlardı. Sallanıyorlardı ama o bildiğimiz insani tempo ve uyumdan eser yoktu.
Dans mans değildi bu. Sadece deviniyorlardı...
Ve müzik... Insanın tırnak arasına saplanan kıymık kadar rahatsız edici, pis bir müzik eşliğindeydi herşey.
Kalabalık, soğuk bir yemekhaneden çıkan korkunç gürültüyü andıran bir müzik...
Herifler aniden duvara kırmızı kırmızı işemeye başladılar. Gözlerime inanamadım; bir şeyler yazıyorlardı.
Bir tanesi yeşil yazdı. Öteki de reçete mi peçete mi öyle birşey yazdı; göremedim tam...
Seçemedim daha doğrusu..
O günden sonra hiç uyumadım...
Sato'yu bekliyoruz !
Şarkılar ve klip youtube'dada vardır, yeşil reçete diye aratın çıkar.
Ben türkçe müzik pek dinlemem(hiç dinlemem) ama çok hoş çok rahatlatıcı çalıyorsunuz....vokallerinize hayran kaldım.arka vokaller süper....takiptesiniz bundan sonra beyler;)bu arada evet mp3 olarak istiyorum şarkılarınızı....amonamarth35@hotmail.com
Mal iyiymiş :)
mal iyimi ve tekel cok guzel olmus, tebrikler