çok uzaklardan geliyoruz, çok uzaklardan.. ve artık saçlarımızı tutuşturarak, gecenin evinde yangın çıkaracağız; çocuklarımızın başarılarıyla kıracağız karanlık camlarını!.. ve bizden sonra gelenler demir parmaklıklardan değil, asma bahçelerinden seyredecek bahar sonbaharını, yaz akşamlarını...
hüseyin hüseyin hüseyin ,,,,m çok g,,c,,ks,,n senden nefret edorm hep ayn,,s,,n yni birine kötü morel vermekte üstüne yok :D:d ,,ka ,,aka tam tersine çok iisin platonik a,,klar,,mla ilgili anntt,,m sana gre sçma bana göre güzel ,,eyleri diinnedin için çok ama çok te,,kkür edorm=)kendine ii bk hep böle g,,c,,k ol:P:d
eee ii adam olcak tabi olum; kim keşfetti?!!!:D sorma ya: iyi miyi ama en zayıf noktamdan wurdu beni; Ogün'ün şarkısı nasıl yanlış okunur yaaa! bi de benim yanımda!!!
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek" Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir." İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği! Mustafa Kemal Atatürk Bursa, 5 Şubat 1933
Ey sen ne güzelsin kavgamızın şehri İstanbul... Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul Nekle bizi Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla Mavi denizlerine yaslanmış Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle Ve bir kuruşa yenihayat satan Tophanenin karanlık sokaklarında Koyunkoyuna yatan Kirli çocuklarınla bekle bizi Bekle zafer şarkılarıyla Caddelerinden geçişimizi Bekle dinamiti tarihin Bekle yumruklarımız Haramilerin saltanıtını yıksın Bekle o günler gelsin istanbul bekle Sen bize lâyıksın."